Araştırma, Eğitim ve Kültürel Alanlarda Kadınların Varlığı

 


Araştırma, Eğitim ve Kültürel Alanlarda Kadınların Varlığı  

     

Ön söz :

Kadının konumunu incelemek için önce insanın konumunu bilmek gerekir. Ayet-i kerimede, Allah-u taalanın “yer yüzünde halife yaratacağım” dediğini esas alarak, insanoğlunun Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğu ve bu alanda kadın erkek ayırımı yapılmadığı görülmektedir. Kur'an, kadın ve erkeğin tek bir tabiattan yaratıldığını zikreder (İmam Khomeyni Sahife-i Nur, c. 14, s. 201) Dr. Gustav Lobon, ise şöyle diyor : “geniş reform adımlarıyla kadınların ilerlemesini sağlayan ilk din, İslam'dır” (Şi'a der usul ve furu, s. 381)

İslam'da kadınlar da tıpkı erkekler gibi toplumsal meselelerde uygun konuma sahiptir, toplumsal faaliyetlerden menedilmemişlerdir. Bilakis Kur'an ve hadise göre, kadın ve erkeğin sorumluluğu aynıdır. Kur'an, “mümin erkekler ve mümin kadınların, birbirinin yardımcısıdır, iyiliğe emrederler kötülükten vaz geçirmeğe çalışırlar, namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler, Allah'ın rahmet edeceği insanlar bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür ve hekimet sahibidir.” (Tövbe suresi, 71. ayet)

İslami düzende bir insan olarak kadınlar da İslami toplumun kalkınmasında faal bir şekilde katkı sağlarlar. (İmam Khomeyni'nin Düşüncesinde Kadın, s. 65) Tıpkı asr-ı saadette kadınları siyasi meselelerde ve toplumun diğer alanlarında müdahil oldukları gibi, bazı alanlarda erkeklerden dahi önde oldukları ve Allah'ın dinini destekledikleri görülmektedir. İslam tarihinin önemli dönüm noktalarından olan hicret öncesi, Ensar kadınları peygambere destek vermek için gönüllü olarak Akabe biatında hazır bulundular. (Abdulmauhammed Ayeti, 1386, s. 158)

Ayrıca büyük siyasi ve toplumsal bir hareket olarak hicrete de katıldı, hiç bir fark aramaksızın tıpkı erkekler gibi kabül gördü ve vahy-i şerifde asîl bir hadise olarak yerini aldı. Üstelik kadınların bir çok hak ve hukundan mahrum kılındığı ve en ufak sosyal meselede müdahil olamadığı bir dönemde gerçekleşti bütün bünlar. Kur'an-i kerim bu konuda şöyle diyor : “ey inananlar, size yurtlarından göçmüş olan iman sahibi kadınlar geldi mi onları sınayın, Allah onların inançlarını daha iyi bilir; siz de onların inanmış olduklarını bilince kafirlere geri göndermeyiniz” . (Mümtahina sûresi, 10. ayet) ] Tabii ki kadının toplumsal konumunu anlatırken onların aile içerisindeki rolünü gözardı etmemek gerekir [

Günümüz toplumlarda da kadınlar çeşitli alanlarda aktif olarak varlık göstermektedirler. Özellikle İslam İnkılabından sonra bulundukları toplumun yanı sıra küresel alanlda da kayda değer hizmetler sunmuşlardır, ki bu araştırmada eğitim, kültür ve araştırma olarak üç açıdan ele alınmıştır.
   
  Kadınların Kabiliyeti

Dünya nüfusunun yarısını kadınlar oluştururken diğer yarısı da kadınlar tarafından eğitilmektedir. Her toplumun kültür ve medeniyetinin oluşumunda kadınlar doğrudan rol ifa etmektedirler. Ayrıca medeniyetlerin kalıcılığı veya yokoluşunda onların rolü gözardı edilemez. İslam İnkılabı ile birlikte mümin kadınların toplumsal varlığı önündeki bir çok engelin ortadan kalktığı bir gerçektir. Rahmetli İmam'ın (imam Khomeyni), “kadınların toplumsal faaliyetlerde ciddi katkı sağlaması ve bunun düzenin uzun vadeli hedeflerinde etki yapacağı” na vurgu yapması, kadınların çeşitli sosyal alanlarda katılımının zeminini sağlamış bu güçlü manevi desteğe dayanarak kadınlar sosyal faaliyetlere katılmışlardır. İsalm İnkılabı Rehberi ise ülkede bulunan eğitimli kadınların varlığının, İslam ve İslam Cumhuriyetinin kadın unsuruna haklı ve başarılı bakışının göstergesi olduğunu söylemektedir.

Dolaysı ile İran İslam Cumhuriyeti düzeninde kadınların çeşitli alanlarda güçlü ve başarılı varlığına tanık olmaktayız. Bu araştırmada ise bunlardan sadece bazılarına değineceğiz.

Bu bölümde kadınların eğitim öğretim ve yüksek öğretim alanındaki varlığını, çizelgelerle ele alacağız .

Çizelgede de belirtildiği gibi 1966 yılından beri 6-14 yaşları arasındaki erkeklerin, aynı yaş grubu kızlardan iki kat daha fazla eğitim aldıkları görülmektedir. 2006 yılına gelindiğinde bu rakamların çok az bir fark gösterdiğini görmekteyiz. Bu durum diğer yaş gruplarında da aynıdır. (çizelge 1)
      1956'dan sonra çeşitli düzeylerde eğitim alan kızların sayısı gün geçtikçe artış göstermiştir. 1996-97 öğretim yılına gelindiğinde bu artışın hızlandığını ve üniversite hazırlık sınıfında kızların erkekleri solladığını görmekteyiz. 2007-2008 öğretim yılında ise fark daha da açılmış ve inanılmaz bir şekilde iki kata yükselmiştir. Bu incelemeler, kdınların üniversite hazırlık sınıfı ve üniversite mezunları alanında ezici bir üstünlük göstererek %60 oranına yükseldiğini ortaya koymaktadır.

Ancak eğitim fakültelerinde hala erkeklerin sayısı kadınlardan daha fazladır. (çizelge 2) ayrıca bu rakamlar, üniversite hazırlık düzeyindeki bütün alanlarda sayı olarak kızların erkeklerden üstün olduklarını ve artış gösterdiklerini göstermektedir. (çizelge 3)